Untitled Document


KABE-İ MUAZZAMANIN İLK KEZ YAPILIŞI

  Kabe-i Muazzama, en sonuncusu Osmanlı Padişahlarından 4.Murat Han tarafından olmak üzere bugüne kadar toplamda 11 kere yeniden yapılmıştır.(*) Bu yeniden yapılmalar tarihlerine göre şu şekilde sıralanırlar.

1-) Melekler tarafından ilk kez inşası
2-) Adem Aleyhisselam
3-) Şit Aleyhisselam
4-) İbrahim ve İsmail Aleyhisselamlar
5-) Amalikalılar (-Amerika değil)
6-) Cürhüm kabilesi
7-) Kusay bin Kilab (Kendisi Peygamber Efendimiz’in(S.A.V) ceddidir.(ata-dede) )
8-) Kureyş Kabilesi (Peygamber Efendimiz(S.A.V) hayattayken ve  henüz Kendisine Peygamberlik görevi verilmemişken, gençliğinde)
9-) Abdullah ibni Zübeyr
10-) Haccac ibni Yusuf es-Sekafi (İnsanların zalim(!) diye karalamaya çalıştıkları büyük zat)

11-) Sultan 4ncü Murat Han. (Kabe bugünkü halini almıştır.)

Hz Ibrahimin Kabeyi İnşası

Bu maddelerin her biri için sayfalar dolusu anlatım yapılabilir fakat konumuzun başlığı “Kabenin ilk defa inşası” olduğu için anlatımı birinci madde olan “Meleklerin Kabeyi inşası” ile sınırlandırıyoruz ve geri kalan diğer maddeleri ilerleyen zamanlarda başka başlıklar altında sizlere anlatmayı Cenab-ı Haktan diliyoruz.

Kabenin melekler tarafından ilk defa inşasını anlatmadan önce gelin hep birlikte ilk insan olan Adem Aleyhisselam’dan önce neler yaşanmış bir göz atalım. Adem Aleyhisselam ve Havva Anamız yaratılmadan 60.000 sene önce(diğer bir rivayete göre 70bin sene önce) dünya üzerinde  CAN kavmi isminde bir kavim yaşamaktaydı. CAN kavmi ateşin dumansız alevinden yaratılmıştır. CAN kavmi bu alemde 7000 sene kadar uzun bir ömür sürdüler. Sonra onların arasında hased(kıskançlık), aşırılık ve zulümler baş gösterdi. Dünya üzerinde türlü türlü fitne ve fesad çıkardılar. Birbirlerini öldürdüler. Cenab-ı Hakk’a çok isyan ettiler, yer yüzünde çok günah işlediler. Kendilerine verilen süre dolduğunda ise Cenab-ı Hakk’ın hükmü vaki oldu ve CAN kavmi helak edildi.

Yeryüzünde CAN kavminden yeni doğmuş bir bebekleri dışında hiçbir fert kalmadı. İş meleklerin o bebeği helak etmesine geldiğinde Melekler Cenab-ı Hakk’a yalvararak : “Yaa Rabbi , bu çocuğu bize bağışla , bunu helak etme” dediler.  Mutlak İlim sahibi Cenab-ı Hakk o çocuğun ileride İnsanoğlunun en büyük düşmanı  Şeytan Aleyhillane olacağını biliyordu. Takdir-i İlahisiyle Meleklerin duasını kabul etti. Melekler bu çocuğu aldılar ve kendisine ilim öğrettiler. İlmi o kadar ilerledi ki gün geldi kendisine ilim öğreten Meleklerin hocası oldu. İsmi de azametli anlamına gelen Azazil idi. Azazil, Cennette ve Dünya üzerinde Cenab-ı Hakk’a çok ibadet etti. Rivayet edilir ki dünya üzerinde o zamanki adıyla Azazilin namaz kılmadığı, secdeye gitmediği bir karış toprak bile yoktur. Fakat ilmi kalbine inmediği için daha sonra  kibrine yenik düşecek, Cenab-ı Hakk’ın emrinindeki esrarı anlayamayıp  Adem A.S’a secde etmeyecek ve kıyamete kadar insanoğlunu hak yoldan saptırmaya çalışacak olan Şeytana dönüşecekti. CAN kavminin helakından sonra Cenab-ı Hakk insanı yaratıp yeryüzüne halife kılmayı murad etti. Bu durum Kuran-ı Kerimin Bakara suresinin 30,31 ve 32’nci ayetlerinde şu şekilde anlatılmaktadır.

Bakara Suresi 30,31 ve 32

Melekler CAN kavminin dünyadayken işlemiş olduğu günahları,isyanları bildikleri için yeni yaratılacak olan İnsanın da tıpkı CAN kavmi gibi yeryüzünde isyan çıkaracağını, kan akıtacağını düşünerek “Ya Rabbî, Sen yeryüzünde isyan çıkaracak, kan akıtacak birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana daima tesbih ediyoruz ” dediler. Bunun üzerine Hazreti Allah meleklerine “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” diyerek cevap verdi. (Zira Hazreti Allah , Can kavmi helak olurken son kalan ve meleklerin niyazı sonucu helak edilmeyen o bebeğin, daha sonradan şeytana dönüşeceğini de İlm-i İlahisiyle biliyordu. Fakat melekler bilmiyordu ve bu halde Cenab-ı Hakk’tan bu çocuğu helak etmemesini istemişlerdi.




Böyle durumlar için, yani bilmediğimiz ve sonunda hayırlı olmayacak şeyleri Cenab-ı Hakk’tan istememek için Kuran-ı Kerimin Hud suresinin 47nci ayetinde çok güzel bir dua mevcut. Rabbi inni euzü bike en es-elüke maa leyse lii bihi ilm. Ve illa tağfirlii ve terhamnii ekün minel Hasiriin. Anlamı : Rabbim, bilmediğim şeyi senden istemekten sana sığınırım. Beni bağışamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum. Bu duada , insanın içyüzünü bilmediği neticesinin ne olacağını kestiremediği konularda istek ve arzularına uyup Allah’tan talepte bulunmasının yanlışlığına işaret edilmektedir. Mü’minin Rabbinden istekleri onun Rıza-ı İlahisine ve Muradına uygun olmalıdır.)

Melekler bu söyledikleri söz yüzünden çok pişman oldular , çok üzüldüler. Kendileri günahsız varlıklar oldukları için ,kendilerini nasıl affettireceklerini de bilemediler. Üzüntülerini dile getirmek ve Rabbimizden kendilerini affetmesini dilemek için sema üzerinde birbiri ardına dizilerek halka şeklinde uçuşmaya başladılar. Bu durum Rabbimizin çok hoşuna gitti. Rabbimiz, meleklerine yeryüzünde kendilerine bildireceği yerde bir beyt(bina) inşa etmelerini ve aynı ibadeti bu evin etrafında yapmalarını istedi. İşte o yer , binlerce yıldır dünyanın her yerinden ,insanların gerek yayan, gerek at üstünde , gerek otobüsle, gerek uçakla binbir çile ile akın akın ulaşmaya çalıştığı ve bugünkü Kabe-i Muazzamanın bulunduğu yerdir o mubarek yerdir. Melekler , yeryüzündeki ilk Kabeyi oraya inşa ettiler.  O gün bu gündür Kabe’nin yeri hep aynıdır hiç değişmemiştir.  



Ve semada, Cenab-ı Hakk’tan afv dilemek için dairesel bir yol ile birbirleri ardına dönerek yaptıkları o güzelim amellerini de  inşa ettikleri Kabenin etrafında yaptılar. İşte Tavaf denilen ve her seferinde ruhların huzura kavuştuğu bu güzel ibadet de Meleklerin vesilesiyle biz insanoğluna böylece hediye olarak kaldı ve Adem babamızdan bugüne kadar hala aynı şekilde yapılmaktadır, kıyamete kadar da insanlar, cinler, melekler ve Allah’ın diğer kulları tarafından  aynı şekilde yapılmaya devam edecektir.  



(*) Kaynak: Fazilet Neşriyat Hac ve Umre Rehberi